Kayıtlar

Bugün Ne Öğrendim? (MOTİVASYON)

Resim
Değerli blog takipçilerim hepinize uzun bir aradan sonra merhaba. Kendi işlerime ve dünyanın akışına o kadar kendimi kaptırmışım ki uzun zamandır buraya yazmadığımı kendimi bir adım geri çektiğimi fark ettim. Aslında geçen bu zaman zarfında bir çok farklı olaya ve deneyime tanıklık ettim. Fakat bunları sizinle paylaşmaya fırsatım olmadı. Bunun için üzgünüm.  Ama geri döndüm ve ilerleyen günlerde daha düzenli bir şekilde bu yazı dizime devam etmek istiyorum. Çünkü bir şeyleri paylaşmak ve yeni şeyler öğrenmek benim için bir tutku. Sadece maddi olarak değil, burada yapmaya çalıştığım gibi bilgi paylaşımı ya da duygu paylaşımı da insanları mutlu edebiliyor. Ara verdiğim bu zaman zarfında öğrendiğim yeni bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: MOTİVASYON. Bu konuya başlamadan önce Motivasyonun bir önceki yazım olan kıyasla ilgili olduğunu belirtmek isterim ve onu okursanız bu yazı sizin için daha iyi bir yol haritası olacaktır. Öncelikle motivasyon nedir? Bana kalırsa motivasyon terimin...

Bugün ne öğrendim? (Küçük Prens ve Logoterapi)

Resim
Bugün ne öğrendim köşesinden tekrardan herkese merhaba. Bugün Küçük Prens kitabını tekrar okuyup bitirdim. Eğer okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Ben en son lisede okumuştum. Sahra Çölü'ne düşen bir pilotun başka bir gezegenden gelen Küçük Prens ile karşılaşmasını konu alıyor kitap. Kitabı okuduktan sonra yaptığım araştırmalar sonucunda yazarımızın yani Antoine de Saint- Exupery'nin aslında pilot olduğunu öğrendim. Ayrıca kendi hayatında Paris üzerinden yaptığı bir uçus denemesinde uçağı Sahra Çölü'ne düşmüş ve burada günlerce aç, susuz kalmış. Bu cümleden yola çıkarak diyebiliriz ki yazar belki de  Küçük Prens ile karşılaşmasını anlatırken kendi küçüklüğünden ilham almış olabilir.  Kitap Küçük Prens'in kendi ülkesindeki çiçeği sahiplenmesi üzerine dönüyor. Gülünü korumak istediğini söylerken aslında gülün yazarın karısını temsil ettiği söyleniyor. Kitabın bir yerinde Küçük Prens, " Eşsiz bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanırdım. Oysa sıradan ...

Bugün ne öğrendim? (Kıyas ve Değerimiz)

Bugün ne öğrendim köşesinden herkese merhaba.  Bugün ki konumuz kıyas ve kendimize verdiğimiz değer üzerine kısa bir sohbet. Aslında ben de sizlerle birlikte bu soruları cevaplamaya çalışacağım. Bu yazı köşesinde sizlerle birlikte kendimi keşfetmek ve kendi değerimi ölçmek istiyorum.  Gelelim konumuza. Hayatınızda hiç kendinize bakıp ben kendimi seviyorum dediniz mi? Ya da belki şu daha doğru bir soru olur. Hiç kendinizde beğendiğiniz bir noktaya bakıp ben bunu seviyorum dediniz mi? Ama eminim ki küçük yaştan beri birileriyle hep kıyas halindesiniz. Bunu kendiniz yapmasanız bile çevrenizdeki insanlardan mutlaka görmüşsünüzdür. Mesela ben küçükken hep eğitimle ilgili kıyaslanırdım. Çevremdekiler şey derdi: " Bak gördün mü filancanın kızı kaç puan almış." Halbuki ben kendimi yetersiz görmüyordum. Başarılarımın yeterli olduğunu düşünüyordum. Ama yine de bir süre sonra çevrenin psikolojik baskısı galip geldi ve ben de başarılı olmanın bana her zaman mutluluk getireceğini düşü...

JETHRO TULL

Resim
Bugün sizlerle eskilerde kalan çoğu kimsenin haberdar bile olmadığı bir grubu paylaşacağım. Ben de yeni keşfettim. Değişik bir hikayesi olduğunu öğrendim ve sizinle bu grubun hikayesini paylaşmak istedim. Keyifli okumalar. Jethro Tull , 1968 yılında İngiltere’de kurulan bir gruptur. 1947'de İskoçya, Edinburgh'ta dünyaya gelen ve birkaç kısa dönem dışında her zaman grubun en ünlü üyesi olan usta müzisyen Ian Anderson, yazdığı ve bestelediği birbirinden etkileyici şarkılarla grubun ayakta kalmasını sağlamıştır. Aslında kendine idol olarak gitarist Eric Clapton’u seçmiş ve müziğe gitarla başlamıştır, ama hiçbir zaman  Eric Clapton  gibi çalamayacağını anlayınca, "Eric Clapton neyi benim gibi çalamaz?" diye düşünüp flüt çalmaya karar vermiştir.1963'te o sırada davul çalan sonradan klavyeye geçecek ve harikalar yaratacak olan John Evan ve gruba ikinci katılışında soyadına bir Hammond daha ekleyen Jeffrey Hammond ile bir araya gelerek birleşmenin temelini attılar. Kurd...

LATE SHIFT: Film gibi oyun mu yoksa oyun gibi film mi?

Resim
  Anlatacağım oyun Late Shift 2016 yapımı karar verme oyunu. Joe Sowerbutts ve Haruka Abe’in başrollerinde yer aldığı Konusu bakımından fark yaratan güzel bir ctrlmovie ve wales interactive yapımı oyun ya da interaktif film diyebiliriz. Bu oyunda bir filmdeki başrollerden bahseder gibi oyunculardan bahsedebiliyoruz çünkü oyunumuz FMV (full motion movie) tarzında bir oyun. Daha çok 90’lı yıllarda karşımıza çıkan bu tür 2000’li yıllarda dijital teknolojideki dev gelişmelerle oyuncuların grafik ve oynanabilirliğe daha fazla önem vermesiyle popülerliklerini yitirdiler.  Oyunu oynarken arkanıza yaslanıp film izliyormuş gibi uzanabilirsiniz tabii ki seçimleri yapabilmeniz için bir Mouse’a ihtiyacınız olacak. Ama oyun gerçekten de bu kadar basit, grafik ya da ek seçenekleri de bulunmamakta. Oyunun sloganından da anlayacağımız üzere “you decide for the hero”, sizin yapmanız gereken sadece karar vermek. Bu noktada oyunu önemli bir seviyeye taşıyan ilginç bir şekilde senaryo oluyor. ...

Giriş, TANIŞMA, Sonuç

Merhabalarrr, Bu blog (Bir ondan, bir burdan) yazımı giriş olarak ayırdım. Öncelikle bu sayfadaysan merhaba tanışalım mı? Ben Elif. Ama yazılarımı yazarken genellikle 'Safinaz' adını kullanacağım çünkü küçüklükten beri hep çizgi filmdeki Safinaz karakterine benzetiliyorum ve bu isim artık benimle bütünleşti. Her neyse biraz daha kendimden bahsetmeliyim bence.. Geçtiğimiz yıl Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Şu anda çalışmıyorum çünkü Türkiye'ye yeni geldim. Yaklaşık 1 yıldır yurt dışındaydım. Mezun olduktan sonra Erasmus+ programı ile Polonya'da staj yaptım. Şimdi ise ne yapmam gerektiği konusunda kararsızım çünkü bir çok alanda kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. Biraz bilgiye açım:)  Böyle bir çıkmazdayken kendimi en iyi yazarak rahatlatabileceğimi düşündüm. Çünkü küçükken bir öğretmenim " Aklındaki şeyleri yaz böylelikle daha gerçek hissedersin." demişti. Ben de o günden beri çoğu şeyi yazıyorum. Fakat hiç böyle uzun uzadıya bir yerlere bi...