JETHRO TULL
Bugün sizlerle eskilerde kalan çoğu kimsenin haberdar bile olmadığı bir grubu paylaşacağım. Ben de yeni keşfettim. Değişik bir hikayesi olduğunu öğrendim ve sizinle bu grubun hikayesini paylaşmak istedim. Keyifli okumalar.
Jethro Tull, 1968 yılında İngiltere’de kurulan bir gruptur. 1947'de İskoçya, Edinburgh'ta dünyaya gelen ve birkaç kısa dönem dışında her zaman grubun en ünlü üyesi olan usta müzisyen Ian Anderson, yazdığı ve bestelediği birbirinden etkileyici şarkılarla grubun ayakta kalmasını sağlamıştır. Aslında kendine idol olarak gitarist Eric Clapton’u seçmiş ve müziğe gitarla başlamıştır, ama hiçbir zaman Eric Clapton gibi çalamayacağını anlayınca, "Eric Clapton neyi benim gibi çalamaz?" diye düşünüp flüt çalmaya karar vermiştir.1963'te o sırada davul çalan sonradan klavyeye geçecek ve harikalar yaratacak olan John Evan ve gruba ikinci katılışında soyadına bir Hammond daha ekleyen Jeffrey Hammond ile bir araya gelerek birleşmenin temelini attılar. Kurdukları bu ilk grubun adı "The Blades" idi. İlk gösterilerinden ise yalnızca 2 pound kazandılar. Caz, blues ve dans edilebilir soul karışımı bir müzik yapıyorlardı. Bu müzik Jethro Tull’un değişiminden sonraki müzikten çok farklıydı. Gitara Mick Abrahams ve davula Clive Bunker'ın gelmesiyle Jethro Tull doğmuş oldu. Kısa süre sonra Abrahams’ın yerine Martin Barre geçmişti. Ayrılanlar yeni girenler ile kadro sık değişti. Adını ise 1700’lü yılların yarısında yaşamış bir çiftçiden aldığı rivayet edilir. Grup, adını onu onurlandırmak üzere seçmiştir.
Jethro Tull’ın ilk çıktığı yıllarda Beatles, Rolling Stones, Pink Floyd, Led Zeppelin, Moody Blues, Who, Eric Clapton, Allman Brothers, Grateful Dead gibi büyük isimler çığır açıyorlardı. Psychedelic – rock – blues formlarında gitar ağırlıktaydı. Böyle bir sanat ve müzik ortamında Ian Anderson gitar yerine flütü seçerek şaşırtıcı ve fantastik bir sound üretti. Flüt, barok tatlar verirken ilk yıllarda yer yer psychedelic tarzdan da geri kalmadılar. Anderson flütü de farklı çalıyordu. Nota aralarında ve soluk alma sırasında çıkardığı bazen hiddetli bazen alaycı bir mizahla müziği ilginçleştiriyordu. Konserinde flüt çalarken tek ayağının üzerinde duruyor, aynı zamanda bir eliyle seyirciye jestler yapıyor, dans ediyor, sahneyi izleyicilerle birlikte yönlendiriyordu.
Ian Anderson’un flütle tek bacak üzerindeki duruşu grubun simgesi haline de gelmiştir. Eski konserlerini izleyip, yaptıkları müziği dinleyince flütün çıkardığı melodi sanki insanı uyuşturuyor gibi geldi. Bu da bana fareli köyün kavalcısı masalını hatırlattı. Orada da insanları flütüyle etkileyen bir kavalcı vardır. Konserlerde de Ian Anderson’ın kendi fareli köyünün kavalcısı olduğunu düşündüm ve bizler yani dinleyicilerin onun müziğinden etkilenmemesi imkânsız gibi bir şey.
Ian Anderson önderliğinde, blues ağırlıklı folk-rock yapmak üzere yola çıkan grup, progresif müziğin de öncülerinden kabul ediliyor.
Progresif rock, 1960'ların sonlarında ve 1970'lerin başlarında "ağırlıklı olarak Britanyalı grupların rock müziğini yeni sanatsal seviyelere çekme girişiminin" sonunda ortaya çıkmıştır. Progresif rock grupları standart rock veya popüler müzikteki bent-nakarat düzeni üzerine kurulu şarkı yapılarının ötesine geçerek "rock müziğin teknik ve kompozisyon sınırlarını" zorlamışlardır. Bunun ötesinde aranjmanlarda sık sık klasik, caz ve avangart unsurlar bulunur. Enstrümantal şarkılar daha yaygındır. Sözleri olan şarkıların sözleriyse normal rock şarkıları gibi dans ve aşk gibi popüler öğelerden ziyade daha kavramsal, soyut, edebi, felsefi ve/veya fantastik ögeler içerir. Tull müziğinin bir yönü de şarkı sözleridir. Alışılagelmişin ötesinde, hikâyelerden, mitlerden, gündelik hayattan esinlenilmiştir. Jethro Tull izleyicileri şarkı sözlerine de önem atfederler, basit ve kolay anlaşılır değildir, biraz zihinsel zahmet ister tam anlamak için. Sözler bağımsız olarak şiir gibi de okunabilir seviyededir. Grubun çıkış albümü This Was (1968) ten sonra, Rolling Stones prodüksiyonu Rock’n Roll Circus şovuna katılırlar. John Lennon, Yoko Ono, Taj, Mahal, Rolling Stones, Eric Clapton, Marianne Faithful, the Who katılanlar arasındadır. Sırayla canlı performans sergilerler. Jethro Tull'u anons ederken Mick Jagger, fantastik, terimini kullanarak grubu sahneye çağırır. Ev sahibinin alicenaplığı değildir fantastik terimini kullanması, gerçekten de öyledirler.
Progressive rock grupları “genellikle epik hikâyeler anlatan bütüncül bir beyanda bulunan" konsept albümler yapmışlardır. Adını 1971 yılında yaptıkları ‘Aqualung’ albümü ile duyuran Jethro Tull, en önemli çıkışını 1972 yılındaki ‘Thick as a Brick’ adlı konsept albümleri ile yapar ve hemen ardından gelen ve yine bir konsept albüm olan ‘Passion Play’ ile başarılarını perçinler.
Progresif rock 1960'ların sonunda dönemin rock müziğindeki her çeşit etkiden ilham alma eğiliminin parçası olarak psychedelic müzikten türedi. Psychedelic rock gibi deneysel ve egzotik bir müzik tarzı olan progresif rock, şarkılarının uzunluğu, teknik açıdan karmaşıklığı, aksak ritimlerin ve doğaçlamanın daha ağırlıklı kullanılması ve klasik müzik etkilerinin baskınlığıyla bu tarzdan ayırılabilir. King Crimson, Yes, Genesis, Pink Floyd, Gentle Giant, ELP, Jethro Tull ve Camel gibi İngiliz gruplar, 1970'lerde ortaya çıkan bu tarzın en etkili ve önemli gruplarındandır.
Jethro Tull, rock müzik tarihinin belki de en kendine münhasır ve en başarılı gruplarından biridir. Jethro Tull toplam 30 albüm çıkarmış ve 60 milyon albüm satmıştır. Bu albümlerden en başarılıları olarak kuşkusuz 1969 yılınca çıkardıkları ikinci albümleri “Stand Up”, 1971 tarihli “Aqualung”, 1972 tarihli “Thick As A Brick”, 1973 tarihli “A Passion Play” ve 1976 tarihli “Too Old to Rock ‘n’ Roll: Too Young to Die!” sayılabilir.
Jethro Tull albümleri, günümüze kadar dünya listelerinde pek çok kez yer aldı, şarkıları ise defalarca liste başlarına tırmandı. Ayrıca grup, 1989 tarihinde ‘Crest of a Knave’ albümleri ile bir de Grammy Ödülü aldı. En İyi Hard Rock/Metal Vokal veya Enstrümental Performansı ödülü Metallica'nın, ...And Justice for All albümüyle kazanması beklenirken Jethro Tull, Crest of a Knave albümüyle kazandı. Daha sonraki yıllarda Metallica Grammy aldığında, sahnede Lars Ulrich'in "Jethro Tull"a teşekkür ediyoruz bu sene albüm çıkarmadıkları için, çıkarsalardı Grammy'yi yine onlar alırdı" dediği bilinmektedir.
Ayrıca 1968’den beri sahnede olan grup on bir altın ve beş plâtin plakla ödüllendirilmiş durumdalar. 30 yılda 40 ülkede 2500'den fazla konser verdikten sonra şimdilerde dünya çapında her yıl 100 konser vermektedirler.
Safinaz
Yorumlar
Yorum Gönder